1986 yılının 28 Ocak günü, sıradan bir sorun, feci bir patlamaya yol açtı ve Challenger uzay mekiği, havalandıktan yalnızca 73 saniye sonra yedi astronotu hayatından etti.
Challenger’ın motorlarında kullanılan büyük lastik halkalar, yanmakta olan roket yakıtından kaynaklanan sıcak gazları tutmak amacıyla tasarlanmıştı.
Ancak o günkü lansman öncesinde, soğuk bir sabah ile kalkış anındaki yoğun sıcaklık arasındaki ani sıcaklık değişimleri, O-ringlerin işlevini yitirmesine neden oldu.
Challenger’ın kalkışı esnasında hava sıcaklığı -3 dereceydi; daha önceki en soğuk kalkış ise 12 dereceydi. Mühendisler, soğuk havanın lastik halkalar üzerindeki etkisinden endişe duyuyordu, fakat NASA, uzay mekiklerini fırlatma konusunda ısrar etti.
Bu ısrarın bir nedeni de, kalkışın Amerika genelindeki okullarda canlı yayınlanacak olmasıydı.
Uzaya gönderilen ilk öğretmen olan Christa McAuliffe, 11,000 başvuru arasından seçilmişti.
NASA’nın çocukları uzay konusunda eğitme amacıyla başlattığı bu programda, ilk planları “Sesame Street” karakteri Big Bird’ü uzaya göndermekti.
Ancak sonunda, Big Bird yerine bir öğretmen uzaya gitmeye seçildi. Yaklaşık 2.5 milyon öğrenci, Challenger’ın patlamasını izledi.
Patlamanın hemen ardından, bazı astronotların ilk patlama esnasında hayatta kaldığına dair bir araştırma ortaya çıktı.
Challenger faciası, Amerikan uzay programına büyük bir darbe vurdu. “Challenger ekibi, hayatlarını yaşama biçimleriyle bize onurlandırdı,” denildi.
Sonraki insanlı uçuşlar, 1988 yılı Eylül ayına kadar durduruldu.




