Alman bir hakim, 4 Mart 1922’de gösterime giren ve sinema tarihinin en etkili filmlerinden biri olarak kabul edilen “Nosferatu”nun tüm kopyalarının imha edilmesine karar verdi.
Yönetmen FW Murnau, vampir kurgusu üzerine eserler veren bir yazarın dul eşiyle hukuki bir mücadeleye girdi. 25 yıl önce yayımlanan “Dracula” romanı, Transilvanya’dan gelen bir vampirin bir İngiliz kasabasını terörize etmesini anlatıyordu.
Romanın orijinalinde, Kont Dracula bir kalp saplanması ile öldürülürken, “Nosferatu”da kötü karakter güneş ışığına maruz kalınca ölüyor; bu, vampirlerin ilk kez böyle bir şekilde tasvir edildiği anlamına geliyordu.
Yıllar süren mahkeme sürecinin ardından hakim, Stoker’ın dul eşinin lehine karar vererek, filmin tüm kopyalarının yok edilmesini emretti. Almanya’daki tüm kopyalar imha edilirken, film Amerika’daki birkaç kopya sayesinde kaybolmaktan kurtuldu.
Bürokratik bir hata nedeniyle “Dracula” kitabı ABD’de yasal bir telif hakkına sahip olmamıştı. Bu durum, romanın Stoker’ın yaşamında büyük bir başarı elde etmesini engellemişti.
Ironik bir şekilde, kitabın sayısız film uyarlaması, onu sonraki on yıllarda bir bestseller haline getirdi. 1931 versiyonu, Dracula arketipini belirledi. Aynı setlerde, gece İspanyolca konuşan bir oyuncu kadrosu tarafından çekilen alternatif bir versiyonun daha iyi yönetildiği iddia ediliyor.
Artık kamu malı haline gelen “Nosferatu”, telif hakkı taşımıyor.




