ABD Donanması’na ait gemilerin İran limanlarını kuşatması, küresel yakıt krizinin çözümüne katkı sağlayabilecek tehlikeli bir görevle karşı karşıya: İran rejiminin döşediği deniz mayınlarını temizlemek.
İran donanması, çatışmanın başlamasından önce yaklaşık 5000 deniz mayınına sahipti. Ancak son haftalarda ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılar sonucunda bu sayı yaklaşık 500’e düştü. Pentagon, İran’ın mayın döşeme gemilerinin tamamını kaybettiğini de belirtiyor.
Uzmanlar, İran’ın hala Hürmüz Boğazı’nda savaş gemilerine, tankerler ve diğer gemilere karşı mevcut mayın envanteriyle saldırma kapasitesine sahip olduğunu vurguluyor.
Eski Kraliyet Avustralya Donanması mayın savaş uzmanı Andy Perry, bu ay yaptığı açıklamada, düşük maliyetli bu silahların tespit edilmesinin zor olduğunu ve yok edilmesinin de tehlikeli olduğunu belirtti.
Deniz mayınları, İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan dikenli mayınlar, geçiş yapan gemilerin statik elektriğiyle patlayan etki mayınları gibi çeşitli formlarda bulunuyor. Ayrıca, su altındaki basınç değişiklikleriyle patlayan basınç mayınları da mevcut.
Bu mayınların eğitimsiz bir şekilde ve doğrudan bir düşmanla etkileşim olmadan döşenebilmesi, onları daha da tehlikeli kılmaktadır.
ABD Donanması’nın mayın tarama kabiliyetleri gelişmiş olsa da, mayın temizleme görevleri zorlu ve ölümcül olabilir. Geleneksel taktik, mayınların bulunduğu alanı taramak üzerine kuruludur.
Mayınlar tespit edildikten sonra, deniz tabanına bağlı olan kabloları kesilir ve yüzeye çıkmaları sağlanır ya da kontrollü bir patlama ile imha edilir. Ancak, İran donanmasının mayın döşediği kesin yerleri bilmediği yönündeki raporlar, bu sürecin daha da karmaşık hale gelmesine yol açıyor.
Bu durum, mayınları temizlemenin günler, haftalar hatta aylar alabileceği anlamına geliyor ki bu, küresel ekonomi için kabul edilemez bir süre.




