Federal hükümetin liderlerinin Grönland hakkında fazla konuşmak istememeleri dikkat çekici. Bu hafta, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehditleriyle ilgili sorulan bir soruya, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Dışişleri Bakanı Penny Wong’u yönlendirdi ve Wong, konuyu sadece beş saniyede geçiştirdi.
Wong, “Grönland’ın geleceği, Danimarka ve Grönland halkının meselesidir, Avustralya bunu net bir şekilde ifade etti,” dedi.
Avustralya hükümeti, konuyla ilgili daha fazla açıklama yapması yönündeki çağrılara rağmen, uzmanlar büyük bir değişim beklemiyor. Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Profesör Wesley Widmaier, Avustralya’nın uzun vadeli önceliklerinin bulunduğunu belirtti.
Widmaier, “Avustralya’nın dış politika öncelikleri, güçlü dostlarla olan bağları sürdürmek ve kural temelli düzenle bir bağlantıya sahip olmaktır,” dedi.
Trump’ın, uluslararası hukukun değil, kendi “ahlakı”nın sınırlarını tanıdığını vurgulaması, Avustralya’nın bu duruma nasıl yanıt vereceğini düşündürüyor. Eski Dışişleri Bakanı Bob Carr, Trump’ı “öngörülemez” bir müttefik olarak nitelendirerek, bunun Avustralya için büyük bir zorluk oluşturduğunu ifade etti.
Dr. Peter Layton, ABD’nin güvenilirliğini sorgularken, Avustralya’nın Avrupa ve NATO ülkeleriyle birlikte endişelerini dile getirmesinin zamanının geldiğini savunuyor. Eğer karşı bir tepki verilmezse, ABD yönetimi müttefiklerinin Danimarka üzerindeki tutumundan memnun olduğunu varsayacak.
Widmaier, Avustralya ile ABD arasındaki ilişkilerin tehlikede olmadığını, ancak bu durumun Avustralya’nın dış politikasında belirsizlik yarattığını belirtti. Canberra’nın sert bir söylem benimsemesi beklenmiyor; dikkatli ve temkinli bir yaklaşım sergilemeye devam edecekler.
ABD Kongre delegasyonu, bu hafta Kopenhag’a giderek, ABD ve Danimarka arasında birlik mesajı vermeyi amaçlıyor. Tansiyonun arttığı bu dönemde, Trump Grönland’ı ele geçirme tehdidini sürdürüyor.




