Bir adam, “Charles Smith” adıyla kendini tanıtarak karakolu arayarak korkunç bir koku olduğunu ve evde bir ceset bulunduğuna dair ısrarcı oldu.
Bu ev, kamuya nadiren görünen ve Harlem’deki komşuları arasında efsane haline gelen Collyer Kardeşler’e aitti.
Yıllar boyunca Homer Collyer’i gören olmamıştı, kardeşi Langley ise yalnızca gece yarısı yiyecek aramak için evden çıkıyordu.
Polis, eve girdiğinde, beklenilenin aksine, duvarları eski kitaplar, gazeteler, kırık mobilyalar ve diğer eşyalarla dolu bir alanla karşılaştı.
Ev, adeta bir labirent gibi görünüyordu ve polis memurları ilerlemek için dar alanlardan geçmek zorunda kaldı.
Polis, Homer Collyer’in cesedini bulmak için beş saatlik bir kazı çalışması yaptı.
Olaydan sonra yapılan otopsi, Collyer’in açlıktan ve kalp hastalığından öldüğünü ortaya koydu. Kardeşi Langley ise kayıptı.
Polis, Langley’nin ölümü bildirmek için arandığını ancak kaçtığını düşünüyordu.
Homer’in cenazesi için gelmediğinde ise şüpheler arttı. İki bin meraklı yerel, evden tonlarca eşya taşınırken dışarıda bekledi.
Üç hafta sonra, Langley’nin cesedi bulundu. Dört gözle beklenen ceset, Homer’in öldüğü yerin sadece üç metre uzağında, çöplükle dolu bir tüneldeydi.
Yapılan incelemeler, korkunç kokunun Langley’nin çürüyen cesedinden geldiğini gösterdi.
İki kardeşin, evde hırsızları korkutmak veya öldürmek için çeşitli tuzaklar kurduğu ortaya çıktı. Ancak Langley, kendi tuzağını tetikleyerek hayatını kaybetti.
Görme yetisini kaybetmiş, felçli ve yalnız olan Homer, birkaç hafta sonra açlıktan öldü.
Harlem’deki o ev, şimdi yıkıldı ve yerine kardeşlerin anısına bir park yapıldı.




