Charles I, 27 Ocak 1649 tarihinde, kendi halkı tarafından resmi olarak idam cezasına çarptırılan ilk ve şu ana kadar tek İngiltere kralı olmuştur.
Stuart hanedanının ikinci kralı olan Charles, Mart 1625’te tahta çıkmıştır.
Saltanatının başlangıcından itibaren, Charles, mutlak bir monark olarak hüküm sürmeye çalışırken, giderek güçlenen parlamentonun yetkilerini kısıtlama çabalarıyla karşılaşmıştır.
Ayrıca, Charles’ın Katolik bir prensesle evlenmesi, reformist Protestanlar arasında dini eğilimlerine dair geniş bir kuşkuya yol açmıştır.
Bu hoşnutsuzluk ve özellikle kral ile parlemento arasındaki siyasi çatışma, 1642’de Charles’ın kraliyet standardını kaldırmasıyla Britanya İç Savaşı’na yol açmıştır.
Savaşın sona ermesinin ardından Charles, Oliver Cromwell ve Yeni Model Ordu’nun hakimiyetine geri dönmüştür. Kralla müzakere eden parlamenterler ise tutuklanmış veya toplantılardan dışlanmıştır.
Ocak 1649’da, Cromwell kontrolündeki “Rump Parlamento” Charles’ı vatana ihanetle suçlamıştır. Ancak, İngiltere Baş Yargıçları bu suçlamaların hukuka dayalı olmadığını belirterek parlamentonun yeni bir mahkeme kurmasını sağlamıştır.
20 Ocak’ta başlayan duruşma sadece yedi gün sürmüştür. Charles, mahkemeye çıkmayı reddederek, yargılanmasının yasadışı olduğunu öne sürmüştür.
27 Ocak’ta Charles’a, “Tüm bu ihanetler ve suçlar dolayısıyla, Charles Stuart, bir tiran, hain, katil ve bu ulusun iyi insanlarına karşı kamu düşmanı olarak idam cezasına çarptırılmıştır” denilmiştir.
İdam cezası 20 Ocak’ta infaz edilmiştir. Charles, idam sehpasına giderken havanın soğuk olduğunu belirterek, titremesinin korkunun bir işareti olarak algılanmaması için ikinci bir gömlek talep etmiştir.
Charles’ın ölümünden sonra İngiltere, bir süreliğine cumhuriyet yönetimine geçmiştir. Ancak, 1660 yılında öldürülen kralın oğlu Charles II, tahta geri çağrılmıştır ve babasının kaderine rağmen bu durumu sevinçle karşılamıştır.




