İsrail, ardı ardına İran’ın önde gelen liderlerini hedef alarak etkilerini artırıyor.
İlk olarak, savaşın başlangıcında Supran Lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi dikkat çekti.
Sonrasında, İran’ın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de öldürüldü. Bunun yanı sıra, birçok yüksek rütbeli askeri ve siyasi lider de aynı akıbeti paylaştı.
Bu kayıplarla İran’ın yönetim yapısı büyük bir belirsizlik içinde kalmış durumda.
İran’daki nihai otorite, 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana ülkenin süper liderine aittir. Hamaney’in öldürülmesinin ardından oğlu Mojtaba Khamenei, yeni süper lider olarak atanmıştır. Ancak, genç Khamenei’nin kamuoyuna çıkmaması dikkat çekiyor.
Mojtaba Khamenei, İran’ın güçlü paramiliter Devrim Muhafızları ile yakın ilişkiler içindedir ve görüşlerinin babasından daha sert olduğu düşünülmektedir.
Ancak, İran’ın yönetiminde gerçek gücün kime ait olduğu hala muğlak. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Şu anda İran’ı kimin yönettiğinden emin değiliz.” dedi.
Uzmanlar, İran’ın üst düzey liderlerinin kaybının, ülkedeki teokrasiyi değiştireceğini öngörüyor. Ancak bu değişimin zaman alabileceği vurgulanıyor.
İran’ın Devrim Muhafızları, artık ülkenin gerçek yöneticisi konumunda ve savaş öncesinde sivil yönetim, süper liderin emri altındaydı. Şimdi ise, Devrim Muhafızları’nın etkisi daha fazla hissedilmeye başlandı.
Yani, üst düzey liderlerin ortadan kaldırılması, İran’ın çok katmanlı liderlik yapısını etkileyecek, ancak bu değişim anlık olmayacak.




