Maduro’nun görevden alınması, Kremlin’in bir müttefiki destekleme konusundaki bir başka başarısızlığını gözler önüne seriyor. Bu durum, 2024’te Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın düşüşü ve geçen yıl ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla birlikte değerlendiriliyor.
ABD’nin Venezuela üzerinde kontrol kurma kararlılığı, Rusya’nın Batı Yarımkü’ndeki stratejik varlığını kaybetme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, Rusya’nın petrol endüstrisine yaptığı milyarlarca dolarlık yatırımları da tehdit ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’daki eylemleri, Batılı ülkelerde endişe yaratırken Kremlin’e Ukrayna’daki savaşını savunmak için yeni argümanlar sunuyor. Trump’ın Danimarka’dan Grönland’ı almak istemesi, NATO ittifakını da tehdit ediyor.
Putin, Venezuela’daki ABD eylemleri hakkında yorum yapmasa da, diplomatları bu durumu açık bir saldırı olarak nitelendiriyor. Eski Rusya Cumhurbaşkanı Dmitry Medvedev, Washington’u uluslararası hukuku çiğnemekle eleştirirken, aynı zamanda Trump’ı ABD çıkarlarını koruduğu için övdü.
ABD, Çarşamba günü Venezuela ile bağlantılı iki yaptırım uygulanmış petrol tankerini ele geçirdiğini açıkladı. Bu durum, Rusya’nın Batı Yarımkü’ndeki etkisini daha da zayıflatacak gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Rusya’nın, 2014’te Kırım’ı ilhakından bu yana, komşusunu kendi etkisi altında tutmayı hedeflediği biliniyor. Putin, NATO’nun doğuya doğru genişlemesini büyük bir güvenlik tehdidi olarak nitelendiriyor. Bu bağlamda, Maduro’nun düşüşü, Rusya’nın Latin Amerika’daki etkisini kaybetme riski taşırken, Kremlin’in stratejileri üzerinde de etkili olacaktır.




