ABD ve Rusya arasındaki son nükleer anlaşma, yalnızca birkaç saat içinde süresinin dolması bekleniyor ve bu durum ciddi endişelere yol açıyor.
2010 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Başkanı Dmitry Medvedev tarafından imzalanan New START Anlaşması, her iki ülkenin konuşlandırabileceği nükleer başlık sayısını sınırlıyordu.
Uzmanlar, bu anlaşmanın sona ermesinin yeni bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle, Çin gibi diğer ülkelerin de kendi nükleer arsenallerini artırma çabaları göz önüne alındığında, durum daha da endişe verici hale geliyor.
New START, 2021’de sona ermesi bekleniyordu, ancak beş yıl uzatıldı. Anlaşmanın süresi, 5 Şubat Perşembe günü dolacak. Geçen yıl Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, bir yıllık uzatma teklifinde bulunmuştu, ancak ABD Başkanı Donald Trump henüz bir yanıt vermedi.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın nükleer silahlarla ilgili küresel sınırlamaları sürdürmek istediğini ve Çin’in de müzakerelere dahil edilmesini arzuladığını belirtti.
Uzmanlar, anlaşmanın sona ermesinin yeni bir silahlanma yarışına neden olabileceği, küresel istikrarsızlığı artırabileceği ve nükleer çatışma riskini yükseltebileceği konusunda uzun süredir endişelerini dile getiriyor.
Papa Leo XIV, anlaşmanın “konkret ve etkili bir devamı sağlanmadan terk edilmemesi” çağrısında bulundu. Uzmanlar, bu tür bir kararın her iki tarafın da nükleer silah sayılarını artırmasına yol açabileceğini belirtiyor.
New START Anlaşması, her iki ülkenin de 1550 nükleer başlık ile sınırlı olmasını öngörüyordu. Bu sayı, önceki anlaşma olan 2002 Stratejik Ofansif İndirimi Anlaşması’ndaki 2200 başlık sınırından yaklaşık %30 daha düşük.
New START anlaşması sona ererse, ABD ve Rusya’nın nükleer silah sayısını yaklaşık altı ay içinde iki katına çıkarabileceği uyarısı yapılıyor. Bu durum, ABD, Rusya ve Çin arasında tehlikeli bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.




