Birleşik Krallık, bu durumu uluslararası kurallara destek veren transatlantik işbirliğinin bir örneği olarak nitelendiriyor.
Chatham House düşünce kuruluşunun uluslararası ilişkiler direktörü Bronwen Maddox, “İngiltere, bununla ilgili olumlu şeyler bulmaya çalışıyor” dedi. “Bu tanker, Keir Starmer gibi hükümetlere ABD’yi destekleme, ancak her şeyini desteklememe fırsatı sunuyor.”
Maddox, “İngiltere ve Avrupa, Trump ve yönetimini kışkırtmak istemiyor çünkü bu, önce Ukrayna’nın, ardından Avrupa’nın ve son olarak ticaret anlaşmalarının savunmasını riske atabilir,” dedi.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İngiliz milletvekillerine gemi ele geçirme olayını aktarırken, İngiltere ve ABD’nin “mümkün olan en yakın savunma ve güvenlik müttefikleri” olduğunu vurguladı. NATO’nun ise “şimdi daha güçlü, daha büyük ve daha birleşik” olduğunu ifade etti.
ABD yetkilileri, Bella 1 adlı ticari geminin ve Karayiplerde ele geçirilen ikinci tankerinin, Maduro’nun devrilmesinin ardından Venezuela’nın petrolünü kontrol altına alma operasyonlarının bir parçası olduğunu belirtti.
Healey, geminin Rusya’ya doğru ilerlerken ele geçirilmesini, Ukrayna’yı desteklemek ve Rusya ile İran’ın uluslararası petrol yaptırımlarından kaçmak için kullandığı eski tankerlerin “gölge filosunu” hedef almak olarak tanımladı.
Starmer, Trump’ın yeniden göreve gelmesinden bu yana Avrupa ülkelerinin, tarifeler uygulayan, uluslararası kuruluşlardan çıkan ve NATO’yu küçümseyen bir başkanla nasıl başa çıkacaklarını düşündüğünü belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin “bazı müttefiklerinden yavaş yavaş uzaklaştığını ve uluslararası kurallardan kendini özgürleştirdiğini” ifade etti.
Starmer, Trump ile ilişkileri olumlu tutmayı hedefliyor ve Trump’ı Avrupa ile Ukrayna konusunda bir arada tutmanın yollarını arıyor.




