Almanya’nın, daha önce bazı Avrupa Birliği müttefiklerinin İsrail hükümetine karşı aldığı sert önlemleri desteklememesi, askeri müdahale planının Birleşmiş Milletler, yardım ve insan hakları grupları tarafından kınanmasının ardından İsrail’i daha da izole etme potansiyeli taşıyor.
Almanya, ABD ve İtalya ile birlikte, İsrail’in askeri gücü için en büyük yabancı ekipman tedarikçilerinden biri konumunda. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Cuma günü yaptığı açıklamada, “Gaza’da kullanılabilecek askeri ekipmanların ihracatını, yeni bir bildirim yapılana kadar” onaylamayacaklarını belirtti.
Merz, İsrail’in “Hamas’ın terörüne karşı kendini savunma hakkına sahip olduğunu” ve “İsrail hosteslerinin serbest bırakılması ile ateşkes yönündeki müzakerelerin öncelikli hedef olduğunu” vurguladı. Ancak, İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerinin artmasının bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırdığını ifade etti.
Netanyahu, Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’nın bu kararına hayal kırıklığını dile getirdi. Almanya’nın, Hamas’a destek verdiği ve İsrail’in “doğru savaşı”na destek vermediği ifade edildi.
Merz, İsrail hükümetini insani yardımın ulaştırılması konusunda daha fazla erişime izin vermeye çağırdı. Almanya, tarihsel olarak İsrail’e güçlü destek veren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor ve bu karar, Almanya’nın İsrail’in eylemlerine karşı duyduğu rahatsızlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Almanya’nın, Netanyahu hükümetinin eylemlerine karşı daha sert bir tutum almayı reddetmesi, uluslararası baskının İsrail üzerindeki etkisinin zayıf kalmasına yol açıyor.
Almanya’nın askeri ihracatını durdurma kararı, Avrupa’da artan İsrail karşıtı protestoların etkisiyle geldi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İsrail’in askeri operasyonlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Almanya’nın, askeri malzeme ihracatını durdurma kararı, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının insani durumu daha da kötüleştirmesi endişeleriyle birlikte geldi. Almanya’nın bu tutumu, Avrupa’daki diğer ülkelerle birlikte, insani kriz üzerindeki baskıyı artırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.




