ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki askeri varlığı artırma talimatı, 1953 yılına kadar uzanan bir dizi olayı tetikledi. Bu olaylar, İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın, Britanya’nın kışkırtması ve ABD’nin desteğiyle gerçekleşen bir darbeyle görevden alınmasıyla başladı.
Musaddık’ın devrilmesi, İran’daki monarşinin gücünü artırırken, ülkede anti-Amerikan ve anti-Britanya duygularının da yükselmesine yol açtı.
Şah Muhammed Rıza Pehlevi, derhal popülaritesini kaybetti ve 1979 İran Devrimi’nde devrildi. Bu devrim ile birlikte Ruhullah Humeyni, İran İslam Cumhuriyeti’nin ilk başkanı oldu.
Yeni kurulan İslam Cumhuriyeti altında kadın hakları önemli ölçüde kısıtlandı. Ali Hamaney, 1989’da Humeyni’nin vefatından sonra İran’ın ikinci lideri oldu.
İran, nükleer silah geliştirme planı olan AMAD Projesi’ni başlatırken, ABD, İran’a karşı çeşitli yaptırımlar uygulamaya başladı.
2009 seçimleri sonrasında patlak veren protestolar, hükümetin sert müdahaleleriyle karşılaştı. Olaylar sonucunda 550’den fazla kişi yaşamını yitirdi, on binlerce kişi tutuklandı.
Trump yönetimi, nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a yönelik daha sert yaptırımlar uyguladı. Ardından, İran ve ABD arasında meydana gelen çatışmalar, bölgedeki gerilimi artırdı.
Son dönemde Hamas’ın İsrail’e gerçekleştirdiği saldırılar, İran’ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırılarını tetikledi. İran, karşılık olarak İsrail ve ABD üslerini hedef aldı.
Tüm bu gelişmeler, bölgedeki istikrarsızlığı artırırken, uluslararası toplumun dikkatini yeniden İran’a çevirdi.




