Aylar boyunca, İsrail ve ABD istihbarat ajansları, CIA dahil olmak üzere, İran’ın Ayetullah Ali Hamaney’i dikkatlice izliyordu. Hamaney’in günlük yaşamını, kiminle görüştüğünü, nasıl iletişim kurduğunu ve bir saldırı tehdidi altında nereye çekileceğini takip ediyorlardı.
Son günlerde, üst düzey İranlı yetkililerin, Hamaney ile birlikte bir araya geleceği fırsatı buldular. Cumartesi sabahı, Tahran’daki bir kompleksin farklı yerlerinde toplanacaklardı. Bu kompleks, hem ayetullahın ofislerini hem de İran başkanlığı ile ulusal güvenlik bürosunu barındırıyordu.
İsrail kaynaklarına göre, Hamaney gündüz saatlerinde kendini daha güvende hissettiği için tedbirini azalttı. Bu durum, bazı İsrail ve ABD yetkilileri tarafından kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak değerlendirildi.
‘Tarihi bir an yaşıyoruz’
Gece saldırısı planları, gündüz saldırısına çevrildi. İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarına gönderilen bir notta, İsrail ordusu şefi Eyal Zamir, stakes (riskleri) belirtti.
“Cumartesi sabahı, Aslan Operasyonu başlıyor,” dedi. “Hedeflerinize saldırma izni veriliyor. Tarih yazıyoruz. Size güveniyorum. Hepimize bol şans.”
Gündüz saatlerinde, İsrail saatiyle sabah 6’da, İsrail savaş uçakları kompleksin hedeflerine ateş açtı. Bu, ABD ve İsrail’in koordineli bir saldırısının ilk dalgasıydı. Hedefler, yüksek hassasiyetli mermiler ve uzun menzilli füzelerle vuruldu. Hamaney’in de aralarında bulunduğu liderlerin buluştuğu üç farklı alan, eş zamanlı olarak hedef alındı. Saatler sonra, Trump Hamaney’in öldüğünü duyurdu.
Trump, sosyal medyadaki paylaşımında, “İstihbarat ve Yüksek Teknolojik Takip Sistemlerimizden kaçamadı. İsrail ile işbirliği içinde, onun veya onunla beraber öldürülen diğer liderlerin yapabileceği bir şey yoktu,” yazdı.




