Unutulmuş bir sanat olan yoga, fitness dünyasında uzun zamandır “yumuşak seçenek” olarak algılanıyor.
Antik Hindistan‘da ruhsal bir uygulama olarak ortaya çıkan yoga, zihin ve bedenin bağlantısını sağlamak için kullanılıyordu. Batı’ya getirildiğinde, insanlar onu stresli yaşamlarından kaçış ve etkili bir egzersiz aracı olarak benimsediler.
Birçok kişi yoga’nın “yumuşak” bir egzersiz seçeneği olduğunu düşünse de, bu bir yanlış anlama.
Yoga’nın popülaritesi zamanla azalmış olsa da, bu durum onun yumuşak olmasından kaynaklanmıyor. Flow Athletic’in Pilates ve Yoga direktörü Simon Ngo’ya göre, bunun nedeni daha çok zorluğunun göz ardı edilmesidir.
Ngo, “Yoga ve Pilates yapmak için biraz cesaret gerekiyor,” diyor. Çoğu kişi, yoga’nın “yumuşak bir seçenek” olduğu yargısını değiştirdiğini belirtiyor.
Eğitmenler genellikle öğrencileri zorlayarak pozları daha uzun süre tutmalarını sağlıyor ve bu, fiziksel ve zihinsel dayanıklılığı test ediyor.
Ngoya göre, bu uygulamalar, kasların aktif hale gelmesini sağlıyor ve insanların esnekliklerini artırıyor.
Yoga’nın sunduğu fiziksel yararların yanı sıra, birçok insanı çeken zihinsel ve duygusal faydaları da bulunuyor.
COVID-19 pandemisi, yoga’ya yönelik tutumları değiştirdi.
Pandemi sırasında birçok insan, yoga’nın temel prensiplerine döndü ve bu süreçte sadelik fark edildi.
Ngo, “Bu uygulama, insanların ‘bir şeyi yapma şekli, her şeyi yapma şeklidir’ düşüncesini uyandırma potansiyeline sahip,” diyor.
Her ne kadar daha “kolay” gibi görünse de, bu tür yoga, cesaret isteyen bir yolculuk olarak değerlendiriliyor. Ngo, “Sonuçta, önemli olan, neyi sevdiğinizi keşfetmek ve sürekli olarak hareket etmektir,” diyor.




