1979 yılının 2 Nisanında, Sovyetler Birliği’nin Sverdlovsk kentindeki bir askeri tesisten esen kuzeydoğulu rüzgar, birkaç miligram antraks sporunu çevreye yaydı.
En fazla etkilenen yerlerden biri, dışarıdan hava çeken bir havalandırma sistemine sahip olan yakınlardaki bir seramik fabrikasıydı.
Fabrikada çalışanlar bu havalandırma sistemi aracılığıyla doğrudan maruz kalmış, en az 18 kişi hayatını kaybetmişti.
Sovyetler, bir laboratuvar sızıntısı olduğunu inkar ederek, ölümlerin kirli etten kaynaklandığını iddia etti. Ancak ABD hükümeti, Sovyet açıklamasına şüpheyle yaklaştı ve kamuoyuna bir örtbas girişiminde bulunduklarını öne sürdü. Sovyetler, bu iddialara sert bir şekilde karşılık verdi.
1979 yılında Sverdlovsk Komünist Partisi’nin başkanı olan Boris Yeltsin, gerçekleri biliyordu. Sızıntının, işçilerin bir egzoz sistemindeki filtreyi değiştirmeyi unutmalarından kaynaklandığı daha sonra ortaya çıktı.
Eğer rüzgar o gün ters yönde esmiş olsaydı, yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesi bekleniyordu.
Kuzey Arizona Üniversitesi’nden genetikçi Paul Keim, daha sonra bir ekip liderliği yaparak antraksın DNA kodunu haritalandırdı. Çalışması, antraksın olabildiğince ölümcül olacak şekilde geliştirildiğini ortaya koydu.
Keim’in çalışmasına göre, bu durum, uygun bir suşun belirlendiği, ana hücre stoklarının korunduğu ve virülansı korumak için minimum manipülasyonlar yapıldığına işaret ediyor. 1979’daki antraks ölümleri, bu stratejinin büyük miktarda yüksek virülan madde üretmek için kullanıldığını gösteriyor.
Sovyetler, biyolojik silahlar üzerine deney yaptıklarını uzun süre inkâr ettiler. Tedavi edilmediği takdirde antraksın ölüm oranı %100’dür.



