Trump’ın ziyareti bu hedeflere ulaşmış gibi görünüyor.
İki liderin Trump’ın üç günlük ziyareti boyunca geçirdiği saatler, büyük güçler arası dostluk ve Amerikan başkanının “en önemli” ilişki olarak tanımladığı ABD-Çin ilişkisi üzerine övgülerle doluydu.
Trump, Xi ile görüşmelerine başlamadan önce, iki ülkenin “harika bir geleceğe” sahip olacağına dair güvence verdi. Devlet yemeğinde ise, iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin dünyaya “daha büyük refah” getirebileceğini belirtti.
Tüm bu olumlu ifadeler, Çin’in iki güçlü ülke arasındaki “yapıcı stratejik istikrar” dönemini duyurması için uygun bir zemin oluşturdu.
Şi, Trump ile geçirdiği süre zarfında, iyi ilişkilerin en büyük tehditinin Tayvan meselesi olduğunu vurguladı.
Washington, bu konuyu iyi yönetmezse, Xi, ABD-Çin ilişkilerinin “büyük bir tehlikeye” gireceğini belirtti.
Trump, dönüş yolculuğunda bu endişeleri dikkate aldığı izlenimini verdi ve Tayvan’a yapılacak silah satışları konusunu “detaylı” bir şekilde ele aldıklarını belirtti.
Çinli diplomatlar, bu ziyaretin sunduğu fırsatları iyi değerlendirdi.
Trump, ziyareti sırasında bir grup üst düzey Amerikan CEO’su ile birlikte Pekin’e geldi ve bu durum, Çin’in uluslararası statüsünü güçlendiren bir atmosfer yarattı.
Xi, gelecek hafta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in de Çin’i ziyaret edeceği düşünülürse, medyanın dikkatini üstünde toplayacak.
ABD’nin Tayvan ile olan ilişkisi, Pekin için uzun zamandır sorun teşkil ediyor ve Trump’ın 14 milyar dolarlık silah satışını ilerletip ilerletmeyeceği dikkatle izleniyor.
Trump, bu anlaşmayı “askıya aldığını” ve “Çin’e bağlı olduğunu” ifade etti.
Bu durum, Çin için önemli bir kazanım olabileceği düşünülüyor.




